2017 Başkanlık Referandumu

16 Nisan 2017 yılında gerçekleşen Başkanlık seçimleri belkide Türkiye’de 2017 yılının en önemli olayıydı. Gerçekleşen referandum Türkiye’nin yasama,yürütme ve yargı organlarının işlevselliğini baştan sona değiştirecek ve 94 yıldır devam eden parlamenter sistemin değişmesine neden olacaktı. Referandum şaibe söylentilerinin altında yüzde 51.4 Evet yüzde 48.6 Hayır ile sandıktan geçti ve başkanlık sistemi için süreç başlamış oldu. AKP ve MHP anlaşarak referanduma birlikte girme kararı alması, MHP tabanında bir çok kesim tarafından olumsuz karşılansa da, MHP kararını değiştirmeyerek sandıkta AKP’nin yanında yer aldı. Başkanlık sistemi bir çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Bazı kesimler bunun tek adamlığa yönelik bir saltanat olduğunu söylerken, bazı kesimlerde bunun ülke açısından parlamenter sisteme göre çok daha yararlı olduğunu söylemekteydi. Ülke hali hazırda 15 Temmuz sonrasında alınan OHAL kararları ile yönetilmekte olup, OHAL’in sürekli uzatılması ve bu süre zarfında hızla geçirilen kanun hükmünde kararnameler TBMM’de sürekli tansiyonun yükselmesine ve bunun muhalefet tarafından tek adam rejimini sağlamlaştırmak adına olduğunu düşünmektedir.

Referandum AKPM 16 Nisan referandumu nihai sonucunu açıkladı sandıktan geçmesine rağmen özellikle 3 büyük ilde (İstanbul, Ankara, İzmir) evet oylarının geçmemesi AKP tarafından bir sonraki seçimler için tatmin edici sonuçlar vermedi. Referandum ile 2017 yılında Anayasa da başlıca değişiklikler ise; Askeri yargı düzeni tamamen kaldırıldı, seçilme yaşı 25’den 18’e düşürüldü, Anayasa üyeleri 17’den 15’e düşürüldü, Hakimler ve Savcılar Kurulu üye sayısı 22’den 13’e düşürüldü,yedek üyeler kaldırıldı ve Cumhurbaşkanının varsa partisi ile olan ilişiği kesilir ifadesi de yürürlükten çıkarıldı.

Türkiye için 2019 seçimlerinde tam ifadesini bulacak olan Başkanlık sistemi, şimdiden bir çok spekülasyona yol açmakta, seçim öncesi ve sonrası siyasi krizlerin patlak vermesinden ekonomi çehreleri ve bir çok sektör endişe duymaktadır. Ekonomide artan işsizlik, beraberinde yaşanan enflasyon ve yüksek faiz yatırımcı ve tüketiciyi etkilemekte, siyasi belirsizlik ve krizlerin Türkiye ekonomisi için ne kadar olumsuz hava yarattığı ve zayıf bir halka olduğu ise bir kez daha hafızalarda tazeliğini korumaya devam etmektedir. Belkide tek sonuç, ülkede giderek artan bir şekilde devam eden siyasi bölünmenin ve gelir adaletsizliğinin artması oldu.