Eğitim İlerliyor mu Değişiyor mu

Toplam çocuk nüfusunun (0-17 yaş) nüfus içindeki oranı TUİK verilerine göre yüzde 30 civarında olan Türkiye’de (yaklaşık 25 milyon) eğitimin ne kadar önemli olduğu ve buna bağlı olarak sistemden çıkan öğrencinin ne kadar hızlı bir şekilde istihdama katılabildiği çok büyük önem arz etmektedir. İşte 2017 yılında eğitimde özellikle de sınav sistemlerinde büyük değişiklikler olmuş, bu da bir türlü oturtulamayan eğitim sisteminde yeni bir kargaşaya neden olarak, okul çağındaki gençler ve çocuklar arasında belirsizliğe, velileri için ise endişelere sebebiyet vermiştir.

TEOG sınavı Eylül 2017 yılında kaldırılarak, eğitim sisteminde çocukların daha fazla sınav stresi ve yarıştırılma ortamından kurtarılması hedeflenmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın istemi üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen değişiklik, zaten yoğun müfredat için de boğulan gençlerin nefes almalarına, daha fazla sosyalleşmelerine, kültürel aktivitelere ve ihtiyaçları olan eğlence ve oyunlara daha fazla katılmalarına ön ayak olmuştur. Fakat yine de bu konuyla ilgili olarak adrese dayalı okul sistemi belirsizliği, liselerin sınavlarını kendileri yapacağı söylentileri ve daha birçok belirsizlik tam olarak açıklığa kavuşturulmuş değil. Görünen o ki, bir sistem gidiyor yeni bir sistem geliyor. Bunun yeni adı ise ”Eğitim Bölgesi ve Sınavsız Mahalli Yerleştirme Sistemi” . Bu arada en azından uzun bir süreç alan LYS ve YGS sınav sitemi birleştirilerek teke düşürülmüştür.Her ne kadar sınavlar kaldırıldı dense de, yine de isteğe bağlı olarak öğrenciler sınava girebilecek. Yani çocuklar sınavlardan tamamen kurtulmuş değil. Toplumsal bir bakış açısı altında değerlendirildiğinde konunun aslında çok ciddi öneme haiz olduğu ortadadır. Çünkü belirsiz bir eğitim sistemi altında ülke çocukları ne yapacağını bilememektedir. Özel okullar ve devlet okulları arasındaki uçurumun giderek artması, okullarda eğitim sistemi adaletsizliğinin giderek artmasına ve eğitimde fırsat eşitliğinin giderek yok olmasına neden olmaktadır. Açıkçası her şeyi tamamen düzeltmenin imkansız olduğu fakat eğitim sisteminde ki hataların en azından minimum seviyeye çekilmeye çalışılması için çaba sarf edilmesi gerektiği ve ülkede bir çok meselenin yanında çok daha öncelikli olduğu su götürmez bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.